Hz Dâvud'un Kilici Âhir Zaman Mehdisini mi Bekliyor


 

Eger bu kilicin Hz. Dâvud tarafindan bizzat kendi eliyle yaptigi kiliç oldugunu, bununla zâlim Câlut’un kafasini kestigini ve nice peygamberlerin, hükümdarlarin elinden geçtigini, nihâyet âhir zaman mehdîsinin de bu kilici alip düsmanlarina gâlip gelecegini duymadiysaniz, bütün bunlari anlatan ve kilicin hemen yaninda duran kitâbesinden haberdâr degilsiniz demektir.
 

     Geçen hafta Mukaddes Emânetler Dâiresi’ni gezerken Hz. Dâvud’un Kilici’nin ilginç husûsiyetleri oldugundan söz etmistim. Kutsal Emânetler Dâiresi’ndeki Destîmâl Odasi’nda bulunan Hz. Dâvud’un Kilici’nin hemen yanindaki bakir kitâbede de bu kilicin serüvenleri yaziliydi. Aslinda her biri için ayri bir kitap yazabilecek kadar hikâyeleri olan Kutsal Emânetler’in en enteresan olani da Hz. Dâvud’un Kilici’dir. Eger bu kilicin Hz. Dâvud tarafindan bizzat kendi eliyle yaptigi kiliç oldugunu, bununla zâlim Câlut’un kafasini kestigini ve nice peygamberlerin, hükümdarlarin elinden geçtigini, nihâyet âhir zaman mehdîsinin de bu kilici alip düsmanlarina gâlip gelecegini duymadiysaniz, bütün bunlari anlatan ve kilicin hemen yaninda duran kitâbesinden haberdâr degilsiniz demektir. Simdi isterseniz buyurun Kutsal Emânetler Dâiresi’ndeki Hz. Dâvud’un Kilici’ni yeniden ziyâret edelim.

     KILIÇTAKI PEYGAMBER ISIMLERI

     Mâlûmunuz, her peygamberin bir meslegi vardir. Peygamber Efendimiz tüccar oldugu gibi, Hz. Isa marangoz, Hz. Yusuf saatçi, Hz. Idris terziydi. Hz. Dâvud da, demirciydi ve kilicini da bizzat kendi eliyle yapmisti. Peygamberler içerisinde sesi en güzel olan da Hz. Dâvud idi. Bu yüzden sesi güzel olanlara “Dâvûdî sesli” tâbirini kullaniriz.

     Su an Destîmâl Odasi’nda bulunan bu kiliç, 101 cm uzunlugunda, deri kabzali, gümüs baslikli ve 3 kilo agirligindadir. Kilicin üzerindeki resim çok ilginç. Balçaga yakin kisminda, bir elinde kiliç, diger elinde kesik bir basi saçlarindan tutmus bir insan resmi. Kilicin üzerindeki okunabilen, henüz silinmemis yazilarda Hz. Dâvud, Hz. Süleyman, Hz. Musa, Hz. Yûsâ, Hz. Zekeriyyâ, Hz. Yahyâ, Hz. Isa ve Hz. Muhammed Mustafâ’nin isimleri mevcut.

     Kabzasi ve kini deriyle kapli kilicin yaninda bulunan bakir levhâda bu kilicin esrârengiz hikâyeleri anlatilmaktadir ki, Arapça ve Nebâtîce yazilmis kitâbenin ilginçligi daha en basindan basliyor. Levhânin bas kisminda, kiliçtaki resmin aynisi çizili. Yâni Hz. Dâvud’un dönemin zâlim krali Câlût’un basini kestigini gösteren resim. 
           

     ESRÂRENGIZ RESIMLER

     Yavuz Sultan Selim tarafindan, kiliçla birlikte Misir’daki Memlûk Halîfesi’nden alinip Istanbul’a getirilen bu bakir levhâda, hicrî 880 yilinda yazilmis oldugu da belirtiliyor. Nebâtîce yazilarin bulundugu yüzü 28 satirdan olusuyor. Bas kisminda sag elinde kilici, sol elinde zâlim Câlût’un kesik basiyla, Hz. Dâvud resmedilmis. Levhânin diger yüzünde ise 32 satirdan olusan Arapça yazilar var. Levhânin bu yüzünün en altinda da bir gemi resmi mevcut. Yâni kitâbe, Hz. Dâvud’u temsîl eden resimle baslayip, bir gemi resmiyle son buluyor. Kilicinin sirrinin gemide gizli oldugu anlasiliyor. Sirlarla dolu yazi, resimle baslayip resimle bitiyor ve bu 2 resmin üzerindeki harfler isâretler ve sifrelerin her biri bir sirra isâret ediyor.

     CIFR ILMIYLE VERILEN ISÂRETLER

     Kitâbenin en ilginç yani da cifr ilmiyle vâkif olunan bâzi bilgileri de ihtivâ etmesi. Meselâ; Misir’in Yavuz Sultan Selim tarafindan fethedilmesinden yarim asir önce bu fetihten bahsedilmekte ve fetihle birlikte Osmanlilara geçecek olan kilicin âhir zamanda Hz. Mehdî ve Hz. Mesih’in ( Hz. Isa ) eline geçecegi bildirilmektedir. Sâlih bir zât tarafindan görülen bir rüyâdan da bahsedilen kitâbede, rüyânin tâbiri olarak Misir’i fetheden Osmanli sultanini Misir’da ilk karsilayacak sahsin da, rüyânin tâbircisi olan sahsin olacagi ifâde edilmektedir. Kitâbede ayrica Hz. Dâvud’un bu kiliçla zâlim Câlût’un basini kestigi, daha sonra kilicin birçok peygambere geçtigi ve Hz. Muhammed’in (SAV) kabr-i serîfine saldiran mecûsîlere karsi kullanildigi da anlatilir. Daha sonra birçok sultanin elinden geçecek olan kilicin nihâyet Misir Meliki Mukavkis’in hazînesinde bulundugu da bildiriliyor. Kimin eline geçse hâkimiyeti ele geçirmesine vesîle olan kilicin, en nihâyet Âhir zaman mehdîsi tarafindan kullanilacagi anlatiliyor. Bu kadar ön mâlûmâttan sonra levhânin fasih bir Arapça ile yazilmis 32 satirlik yüzünün tercümesini vereyim simdi de:

     LEVHÂNIN ARAPÇA METNININ TERCÜMESI

     “Muvaffâkiyet ancak Allah’tandir. Ali (Kerremallâhu Vechehu) buyuruyor ki: Bu kilici ve levhâyi Misir’in sâhibi Melik Mukavkis’in hazînesinde buldum. Onda Süryânice ve Ibrânice olarak Dâvud (AS) dan bir rivâyet vardi. (Hz. Dâvud) buyuruyor ki: Câlut bana düsmanliga kalkistiginda, Rabbimin bana ögrettigi sekilde bir kiliç ve ok yaptim. Ve Allah bana nusret ve zafer nasîp etti. Bu kilicin alâmetlerinden biri de sudur ki: Bir yüzünde, elinde kiliç ve bas olan bir sahis, diger yüzünde de taht üstünde bir baska sahis bulunuyor. O kesik bas Câlut’undur ki benim Câlut’u öldürmemi, tahtta oturan da Süleyman’i ve her seye hâkimiyetini remzediyor. Bu mübârek kiliç Yusuf (AS)’a O’ndan sonra da Melik Sancar’a intikâl edecek. Melik Sancar vefât ettiginde mülkü istilâ edilecek. Ondan sonra Firavun gelecek ve Misir’a hâkim olup zulmedecek. Allah ondan bu kilici gizleyecek. Kilici Firavun’un hanimi Âsiye bulacak. Ve Âsiye îmân edecek. Âsiye’den Hz. Musa’ya, O’ndan kardesi Hârun’a, Hârun’dan Yûsâ’ya, O’ndan Melik Sem’un’a, sonra Melik Helbum’a, sonra Melik Melmum’a, Hubr’a, Ehram’a, Melik Defnu’ya, Melik Lahud’a, Melik Meymun’a, Melik Darut’a, Melik Melc’e, Melik Ranan’a, ve Melik Sid’e ulasir. Daha sonra melikten melige, nihâyet Peygamber Zekeriyyâ ve Yahyâ’ya, geçer. Daha sonra da Isa’ya ulasir. Sonra Nebî (SAV)’e arzolunur. Ve O da savaslarda bu kilici kusanir. Rasûlüllah’in vefâtindan sonra kiliç, Hz. Ebû Bekir’e kalir. O da oglu Muhammed’e mîras birakir. Ali bin Ebû Tâlip, Muhammed bin Ebû Bekir’i Misir’a vâli tâyin edince, kiliç da Onunla berâber gider. Vefâtinda da kiliç, Yusuf (AS) in hazînesine geri döner. Ali bin Ebû Tâlip (KV) buyuruyor ki: Dâvud (AS)’in hükmü burada sona erdi. Ve bu benim, Allah’in ve Rasûlü’nün gizli ilimlerden bana ihsân buyurdugu cifir ile çikarttiklarimdir. Ali bin Ebû Tâlip (KV) buyuruyor ki: Bu kilicin üzerinde Ibranice isimler ile “Âhiyyen serâhiyyen, Edvenay, Asbavût, Elesday” Necrânî olarak “Yâ Kâhir, Yâ Ze’l-batsis Sedîd, Entellelezî lâ yutâku intikâmuhû” (Ey Kahreden, Ey intikâmina tâkat getirilemeyecek sekilde siddetle yakalayan) yazili idi. Sonra Ömer bin Akîl’e, sonra da Ahmed bin Tolun’a ulasir bu kiliç. Sonra Muâviye, kilici istedigini ifâde eden bir mektup gönderir. Ahmed bin Tolun dogudan batiya cenk eder. Kiliç, Emevî ve Abbâsî devletleri ortadan kalkincaya kadar batidaki Fas sehrinde gizli kalir. Sonra kiliç Hâkim bi-emrilllâh’a kalir. O da bu kiliçla Misir’in sâhibi olur. Ve kiliç, Yusuf (AS)’in hazînesine geri döner. Sonra magrip devleti de yok olur. Ve bu kiliç Kalavun devletine, sonra da Melik Zâhir Baybars Sicî’ye kalir. Bu melik zamâninda mecûsîler, Rasûlüllâh’in kabrinde hirsizlik için süratle hazirlik yaparlar. Melik rüyâsinda Nebî (AS)’i görür. Rasûlüllah, mecûsîler hakkinda bilgi verir ve kilicin yerinden haberdâr eder. Melik uyaninca Yusuf Siddîk (AS)’in hazînesine girer. Mukaddes kilici bulur ve kusanir. Sonra bir gece Nebî (AS)’a gider. Mecûsîler onunla savasirlar. Daha sonra Zâhir, Misir’a geri döner ve nihâyetinde vefât eder. Kiliç da Yusuf (AS) in hazînesine geri döner. Hicrî 880 senesine kadar da gizli kalir. Sâlihlerden bir zât rüyâsinda Derfîl Kapisi’nda durdugunu görür. Kapinin üstünde uyuyan Osmanli askerleri fethe kâdir olamamaktadirlar. Lâkin asli Rum olan Ahmed ismindeki bir adam bunu basarir ve kapiyi onlar için açar. Sabah olunca (rüyâyi gören) sâlih zât ve Ahmed (ismindeki zât) bulusurlar. (Sâlih zât) rüyâsini Ahmed isimli sahsa anlatir. Ahmed de: “Yâ seyh, senin rüyânin tâbiri sudur ki: Osmanli Devleti Misir’a girecek ve ben de kapinin açilisinda orada bulunacagim.” Deyince Sâlih zât ona “Dogru söyledin” der. Bahsedilen bu Ahmed isimli sahis, Osmanli askerinin Misir’a gelmesi seklinde tâbir ettigi rüyâdan sonra kendisi de bir rüyâ görür ve bu rüyâda “ayin yeryüzünde yürüdügünü, kendisini de atina binmis, ayla birlikte yürürken” görür. Akin eden Osmanli askerleri de geçip gittikten sonra ikinci ve üçüncü ay gelir. Birinci ayin kalbinde mim harfi, ikincide bâ harfi, üçüncüde elif harfi gizlidir. (Daha sonra) Ahmed rüyâsinda Hz. Ali (KV) yi gördügünü ve Hz. Ali’nin ona bakarak “Ey Ahmed” diye hitâp edip, Davud (AS) in kendi yaptigi kilicinin yerini haber verdigini ve söyle devâm ettigini söyler: “Allah sana kolaylik saglayacaktir. Kuzeye Bafan’a git. Benî Asfar’in çikisi yaklasti. Elif, Misir’a intikâl edecek. Benî Asfar’in çikisi Osmanlilardan ilk ismi Baykünta olan bir hükümdar zamâninda olacak. Benî Asfar’i bu mübârek kiliçla katledecek. Ve bu savas Rüsten diyârinda olacak. Sonra Elif, Misir’dan gelecek. Allah onlara nusret nasîp edecek. Sonra Misir, Hicaz, Sam, Irakeyn, Fars, Rüst, Benî Asfar diyarlarina, Efrenc diyârinin yarisina mâlik olacak. Osmanogullari devleti tamâma erdikten sonra, Mehdî (AS) zamanina kadar kâfirlerle mücâhede edecekler. Allah onlardan râzi olsun. Sonra bu kiliç, zamânin sâhibi Mehdî’ye intikâl edecek ve Isa (AS) da bu kiliçla tek gözlü Deccal olan münâfik ibni Siyat’i öldürecek. Allah ve Rasûlü gizli ilimlerden bunlari bana bildirdi. Gaybi ancak Allahü Teâlâ bilir. Hamd, bir olan Allah’a mahsustur. Efendimiz Muhammed’e, âile ve ashâbina salât ve selâm olsun.”

     Levhâdaki Arapça yazilar burada sona erdi. Bakalim yazilanlar gerçek olacak mi, onu da zaman gösterecek.

                                                         MAHMUT SAMI SIMSEK
                                                                    28-07-2010

www.sosyalokulu.com