Ana Sayfa Haberler Yazılar Videolar Ödevler Oyunlar Dosya Resim Yarışma Forum
 
 » Menü
TARIH
    Inkilap Tarihi
    Atatürkçülük
    Tarih Öncesi ve Ilkçag Tar.
    Islam Tarihi
    Genel Tarih Konulari
    Osmanli Tarihi
    Tarihte Kullanilan Takvimler
    Tarih Sözlügü

COGRAFYA
    Cografya Konulari
    Fiziki Cografya
    Beseri ve Ekonomik Cogr.
    Türkiye Cografyasi
    Ülkeler Cografyasi
    Matematik Cografya
    Siyasi Cografya
    Jeoloji
    Ünlü Cografyacilar
    Harita Bilgisi
    Cografi Uygulamalar
    Ülkeleri Canli Seyredin
    Cografya Siteleri
    Illerimizin Fotograflari
    Illerimizin Videolari
    Dünya Haritasi
    Turizm Rehberi

FELSEFE GRUBU
    Felsefe
    Sosyoloji
    Egitim Siteleri
    Felsefe, Psikoloji, Sosyoloji, Mantik Terimler Sözlügü


» Gezelim-Görelim

» Eğlence Bölümü

» Ödev Arşivi
Tüm derslere ait
geniş ödev arşivi

» Istatistikler
Üyeler
Son Üye : atay0707
Bugün : 0
Dün : 0
Toplam Üye : 7669
Online Üyeler
 Online üye yok..
Sitede Aktif
Üye : 0
Ziyaretçi : 0
Toplam :
Site Sayaci
Iletisim
E-Mail : info@sosyalokulu.com
Online   Kişi

» İçerik İstatistikleri
 Toplam Dosya Sayısı : 235
 Toplam Makale Sayısı : 285
 Toplam Ödev Sayısı : 64
 Toplam Video Sayısı : 238
 Toplam Oyun Sayısı : 448
 Toplam Resim Sayısı : 56
 Toplam Haber Sayısı : 562

Adrasan-Antalya
» Adrasan-Antalya

Güneye uzanan son nokta: Adrasan
Akdeniz bölgesinin haritasini gözünüzün önüne getirin. Antalya'dan Kas'a dogru en uç çikinti, yani güneye uzanan son nokta, "Gelidonya Burnu"na gidiyoruz. Bu bölgede cografi konum itibariyle günes denizden dogup, denizde batiyor. Yine burada kontak kapatiyor ve kendinizi Akdeniz'in boncuk mavisi sularina birakiyorsunuz.
 
Adrasan, Antalya'nin Kumluca ilçesine bagli ve 1996 yilinda belde olmus. Çevresi çam agaçlari ile kapli ilginç bir koya sahip. Karadan denize ters rüzgarlar aliyor ve bu yüzden rüzgar gücünün egemen oldugu geçmis yillarda yelkenliler bu koya giremeyip medeniyet izlerini Olympos, Phaselis, Antalya limanlarina tasimislar. Adrasan ismi Rumca'dan geliyor ve belde yeni adiyla Çavusköy olarak da taniniyor. Sirtini Beydaglari'na dayamis olan koyun zemini kum ve denizi sig çevresi ise karayolu olmayan birbirinden ilginç dogal güzelliklerle dolu. Su sporlarina merakli olanlar için de, esi bulunmaz bir parkur niteligi tasiyor. Deniz suyu sicakligi yüksek ve sezonu uzun yörede, özellikle berrak ve 29 metreye yakin sualti görüs mesafesine sahip deniz, balikadam ve sualti fotografçilari için yeterli sartlari olusturuyor.
Adrasan Koyu, Deresi ve Çevresi
Tarifi zor bir atmosfer ayrilmak istemeyeceginiz bir ortam. Gerçek dinlenmenin tam adresi Adrasan. Antalya, zaten turistlerin olmus, bir kalabalik, bir sicak, bir telas kent içinde yogrulurken Adrasan Antalya'nin 100 km uzaginda huzur, sakinlik, vaat ediyor.
Antalya - Kas yolu üzerinden ayriliyor denize dogru 22 km lik yolu kullanarak Adrasan'a iniyoruz. Belde girisine yaklasirken karsimiza çikan çinar agaci pek dikkat çekmese de sola Adrasan Deresi paralelinde denize yaklasirken bambaska bir dünya ile tanisiyoruz. Yola gündüz çikanlar eger hava karardiktan sonra yöreye ulasiyorlarsa bu daha da sasirtici oluyor.
Derenin yol tarafinda araç trafigi, otopark imkani için kullanilirken Istanbul Bogaz köprüsüne benzeyen sistemle kurulmus olan asma köprüler tesislerin bulundugu karsi yakaya geçme imkani sagliyor. Gerek köprülerin gerekse tesislerin dizaynini gösterir sekilde dizilmis serit ampuller farkli bir atmosfer yaratiyor. Denize dogru aktigi belli olmayan Adrasan Deresi içine kurulmus özel loca teraslar ve çevresinde yüzen ve bir türlü doymak bilmeyen ördekler, kazlar sasirtici bir güzellik sergiliyor. Özel hava akimina sahip dere boyunca esintili hava dogal klima görevi görüp nemi dagitarak serinlik sagliyor. Ocak Subat aylarinda yagislarin etkisiyle derenin su seviyesi yükseliyor. Bunun disinda kalan zaman içinde ilik bir kis geçirmek isteyen yerli yabanci turistler degisken ve zindelik veren taze havanin keyfini sürüyorlar. Uzun bir yaz mevsimi olan Adrasan'da anitlasmis çinar agaçlari gölgesinde konaklayan tatilciler zamanin büyük bölümünü bahçe, teras ve Adrasan'in 100 adim uzakliktaki ünlü kumsali ve denizinde geçiriyorlar. Kumluca ilçesine bagli Adrasan'in 2 km'lik kumsali boyunca koyun sol basi Dere Mevkii olarak aniliyor. Tahtali Daglari'ndan dogan kaynak suyu bünyesinde levrek, kefal gibi baliklar da barindiriyor. Koyun sag basi ise otellerin pansiyonlarin bulundugu hatta ikinci sokagin da açildigi yogun bölüm olarak da dikkat çekiyor. Çevreye ve yürüyüse merakli olanlar için trekking alanlari bulunuyor. orman yolunu tercih edenler denize bakarak yürüyor. Bu yol iki saatlik bir normal yürüyüsle Sazak Koyu'na götürüyor. Ikinci seçenek de Adrasan Koyu'ndan Gelidonya Burnu'na yürünebiliyor. Bu güzergahta Mavikent Kesebasi'na ulasiliyor. Gelidonya Deniz Feneri'ne gitmek isteyenler belli bir noktaya kadar araç yoluna da sahip olan hat üzerinde, daha sonra zeytin agaçlari arasinda rampa yukari dogal ortamda yürüyüslerini tamamliyorlar. Mavikent-Gelidonya arasinda denizin en hasin aninda bile en sakin siginak yeri olarak ünlenen kumsali ve plaji ile cazibesini koruyan Oturak Koyu görülebiliyor. Oturak Koyu'ndan yakinlarinda Karaöz Mahallesi ile karsilasanlar Ankaralilarin mekani olarak bilinen 200'e yakin villanin süsledigi günübirlik piknik alanlarina sahip bir baska özel koya giriyorlar. Karaöz'ün devaminda sahili takip ederek Papaz Iskelesi adli koy çam agaçlari gölgesinde bir baska günübirlik piknik alani olarak hizmet veriyor. Diger yandan obalarin da yer aldigi Antalya'nin en büyük kiyi seridi olan Mavikent'te Finike'ye kadar ulasan 25 km'lik kumsal istikbal vaadediyor. Adrasan'da düzenlenen faaliyetler arasinda dalgiç okuluna kayit alan ögrenciler, tatile gelenler dalis kurslari alabiliyor. Hergün grup dalislari Üçadalar mevkii ile Pirasaliada ve Suluada mevkii'nde 25-30 metrede gerçeklestiriliyor ve ögrenciler kurs sonunda dalis sertifikalarina kavusuyorlar.
Papaz Koyu'na yanasan tekneler tuttuklari baliklari Reis Balikçilik irmasina teslim ederken diger amatör balikçilar da kayalik mevkiilerde zipkinla veya oltayla balik iri baliklar yakalayabiliyorlar.
Bölgede Musa Dagi'nin zirvesinde 170 dönüm üzerine kurulu ilk Olympos, Fethiye-Antalya Lykia yolu üzerinde 2,5 saatlik yürüyüsle görülebiliyor. Harabeler arasinda sarniçlar, kent giris kapisi, küçük tiyatrosu, güney tepesinde ikiser katli villalar, kemer kalintilari, kazi çalismalariyla gün isigina çikmayi bekliyor. Olympos denizi gören tepenin diger yüzü Adrasan Ovasini seyrediyor. Avusturyali arkeologlarin buluntularina göre taslar üzerinde yazili olan Teo Olympos "Tanri için Olympos" anlamina geldigi belirtiliyor. Yikilan taslardan geriye "OLYM" harflerini gösteren oyma taslar görülebiliyor. Çesitli baskinlar sonucu Olympos'tan sürülen Olymposlular bugünkü Olympos'a gelmisler. Bu nedenle günümüzdeki Olympos bu isimle anilirken gerçek Olympos'un Musa Dagi tepesinde oldugu belirtiliyor. Adrayanos döneminde gözcülük amaci için yapilmis iki kale günümüzde de varligini sürdürüyor.
Yörede ki yayla'da yasayan yörük köylüleri kendi ürettikleri tulum peyniri, tereyagi, kokulu portakal bali ve köy yumurtasini çevredeki turistik tesislere vererek degerlendiriyorlar.
Tekne turlari

Adrasan'dan günübirlik tekne turlarina katilanlar için, iki seçenek bulunuyor. Bunlardan birincisi 3300 yil önce batip Amerikali deniz bilimcisi George Bas'in üzerinde çalistigi Fenike batiginin bulundugu Gelidonya Burnu ve Bes adalar yönüne. Digeri ise bu turun tam aksi yönüne yapilan Sazak, Porto Ceneviz koylari turu.
Önce birincisine, Gelidonya Burnu tarafindaki Suluada'ya gidiyoruz. Sabah 10:00 gibi Adrasan sahilinden kalkan ve kisi basina 15 milyon ödenen yemekli tam gün gezilerden birine katildim. Ilk durak Suluada. Küçük bir ada olmasina karsin, adanin içinden yaz-kis soguk olan bir su çikiyor. Böbrek hastalari için tas düsürmede ve kum dökmede faydali oldugu söyleniyor. Akdeniz foklarinin (Ayi baligi da deniyor) barinagi olan adada, balikçilar daha çok kisin koloni halinde yasayan foklari gördüklerini anlatiyorlar. Yol boyunca yunuslar uzaklarda da olsa, teknedekilere eslik ettiklerini gösteriyorlar. Yaklasik 1 saatlik yolculuk sonrasi, Suluada'nin uzak tarafina geçip küçük beyaz çakil taslarindan olusan cam göbegi renkli plaja demir atiliyor. Gün içinde 3-4 teknenin yanastigi bu plajda, kendinizi doganin natürel dokusu içinde buluyorsunuz. Snorkel ve gözlükle deniz dibine dalip merakinizi gideriyor, tekneden sahile, sahilden tekneye defalarca yüzüp temiz havanin etkisiyle istahinizin açildigini görüyorsunuz. Öglen saatlerinde tekne mürettebati mangallari yakmaya basliyor. Balik, tavuk, et izgara, ciz-biz kokulari birbirine karisiyor. Ekmekler kesiliyor, mevsim salatalari yapilip, limonlar bölünüyor, altin sarisi renkli patatesler kizartiliyor. Iste tam bu sirada tuz orani hayli yüksek denizden nasibini almis, baterinin cam derisi gibi gergin, bronzlasmis teninizle denizden çikip teknenin gölgelik bir yerinde serinliyorsunuz. Ortaya konan yemeklerden tabaginiza aliyor ve soguk içeceklerle hafif hafif besik gibi tatli tatli sallanan teknede yemeye basliyorsunuz. Benim bindigim teknenin müzik yayini yapan hoparlörlerinden bilmem kaçinci baharini yasayan "Gal kaplani" Tom Jones'un "best"leri duyuluyordu. Kesinlikle 5 yildizli restoranlarda bulamayacaginiz bu keyif sirasinda, bir an gözlerinizi kapayip gerçek tatilin bu oldugunu düsünmeye basliyorsunuz. Yemek sonunda kalan ekmek kirintilarini denize attiginizda toplanan yüzlerce balik, denizi akvaryuma çevirmeye yetiyor. Ögleden sonraki dinlenme ve yüzme molalarinda, sahildeki kumluk bölgelerde kizgin kum kürüne girme imkani da var. Plajdan demir alip Suluada'nin soluna paralel ilerleyen tekneler, adanin su seviyesinde kayiklarin geçebilecegi bir tünele geliyorlar. Doganin bu sasirtici sürprizi, denizin kaya ile iliskisini gözler önüne seriyor. Denizin durgun zamaninda adanin arka yüzüne yanasanlar, suyun kaynagina ulasiyor ve kaynagin çevresindeki kayaliklara isimlerini yazmayi ihmal etmiyorlar.
Suluada'nin tam karsisinda ise bir baska mola yeri, "Kelleci koyu" bulunuyor. Yatlarin sikça ziyaret ettigi bu koyda da kayalardan süzülen tatli su kaynaklarini görmek mümkün. Iri taneli kum plajdan denize girilip buradaki molada teknelerde kesilen, sogutulmus karpuzlar yeniyor. Saat 18:00'e dogru dönüse geçilirken arzu üzerine Adrasan koy agzindaki son deniz banyosu molasiyla geziye son veriliyor. Tuzlu suyun kavurucu etkisi, gölgede bile denizden yansiyan isiklar ve ilik esen rüzgar nedeniyle bir günde yanabildiginiz ya da en azindan kizardiginiz bu gezilerin ikinci seçeneginde, yine Adrasan'dan çikiliyor. Ancak bu kez Antalya yönüne sapiliyor. Ilk durak yöre halkindan bile pek az kisinin bildigi çok ilginç bir fiyord. Denizin "S" çizerek içeri haliç yaptigi bu bölüme, "Gemleyik" deniliyor. Kaçamak yapmak ve saklanmak için ideal olan bu doga harikasinin hemen yani basinda, hos bir plaj bulunuyor. Ayni bölgede bir de küçük teknelerin dönebilecegi büyüklükte mavi fosforlu bir magara yer aliyor. Su altindan karsi bölüme geçit veren bu magaradan yaklasik 40 dakikalik bir yolculukla, bu defa Sazak koyuna geliyorsunuz. Teknelerin uyudugu dogal bir liman olan bu koya "Balayi koyu" da deniyor. Yarimadanin diger tarafinda bulunan koyun ismi ise "Porto Ceneviz". Bu yöne yapilan turlarda yine deniz banyolari, yemek molalari verilip doganin tüm cömertligini içinizde hissediyor, Adrasan'a dönerek tekne bagliyorsunuz.
Adrasan'in kapali koyu, genis ve uzun bir kumsala sahip. Her yerinden denize girme imkani var. Koyun karsisindaki Musa Dagi'na bagli Elig, tepesi çökmüs bir deveyi andiran silueti ile ilgi çekiyor. Koyun basinda Markiz tepesi yer aliyor. Adrasan koyunun her iki tarafindan çikilan orman içi yükseklikler, koyun ne kadar estetik oldugu konusunda fikir saglayacak güzellikler sergiliyor. Çevre gezilerine merakli olanlar için Olympos antik kenti, sönmeyen atesiyle mitolojik dagdaki Yanartas, en yakin gezi yerleri. Çirali, Kas, Demre, Myra, Patara, Xantos, Phaselis ve Antalya ise diger ugrak yerleriniz olabilir.
Gelidonya Feneri
Kumluca ilçesi taslik Burnu'nda bulunan fener, Türkiye kiyilarinin en yüksek feneri olup, 227 m yükseklikte ve denizden 3 km içerde yanip sönmektedir. Ayak basilmayacak kadar sivri kayaliklar üzerine insa edildiginden ulasim oldukça zordir. Fenere elektrik ulastirilamadigindan günümüz teknolojisinde hala elle kurularak çalistirilmaktadir. Bu masalsi fener Akdeniz'deki görevine denizcilere hizmet vererek devam etmektedir.

Gerek Kas, gerekse Antalya yönünden gelenler, Olympos, Çavus tabelasindan deniz yönüne uzanan biraz virajli ve çam agaçli 22 km'lik asfalt yola giriyorlar. Adrasan'in (Çavusköy) Antalya'ya uzakligi 95 km. Adrasan'dan Olympos'a gitmek isteyenler, Çavusköy cami yanindan geçip, antik kent yön tabelalarini takip etmeliler. Giristeki agaçlarin altindaki gölgelik bölümler, araç birakacaginiz park sahalarini olusturuyor. Kent girisi ücretli. Adrasan Deresine gidis için Adrasan koyuna girmeden önce karsilasacaginiz çinar agacindan sola dönerek kisa bir süre yol almaniz yeterli oluyor.
Istanbul'dan yola çikanlar, Bilecik'e kadar rahat bir yolculuk yapabilirler. Bilecik-Bozüyük (Burasi çevre yolu ister!) bölümünde, Istanbul'u Antalya'ya baglayan yolun nasil böyle dar, böyle virajli ve sollama riski tasiyarak bugüne kadar kaldigini merak edebilirsiniz. Basta sebze-meyve kamyonlari, sanayi yükü tasiyan agir vasitalarin ve tehlikeli madde tasiyan uzun tankerlerin arkasina tesbih tanesi gibi dizilen araçlarin uzun konvoylar olusturmasina seyirci kalan ilgilileri, turizmden beklentisi olanlari ben de her geçisimde çok ayipliyorum. Sürücüler yanlis sollama yapmayip, haliyle umulmadik yerlere tuzak kuran trafik ekiplerine karsi dikkatli olmalilar. Meskun sahalar, Burdur geçisi ve Antalya girisi de hiz kontrolü açisindan ayni dikkati gerektiriyor.


Yerli köy halkinin turizmle ugrastigi ender yerlerden biri olan Adrasan sahilinde ve iç kisimlarda, çesitli otel ve kamp alanlari bulunuyor. 
Adrasan Deresi üzerinde Lykia Edrassa konaklama tesisi yer aliyor. 32 yatakli, bar ve restorani ile hizmet veren tesis doganin ortasinda gerçek bir dinlenme vaad ediyor. Beton binalarin aksine 2 ve 4'er kisilik yalitimli ahsap, klimali, banyolu bungolav tipi ünitelerden olusan tesiste huzur içinde kalanlar, kahvalti ve yemeklerini açik, kapali mekanlariyla restorantin dere kenari veya üzerine kurulu teraslarinda yiyebiliyorlar. Tesisin denize uzakligi ise sadece 100 adim.
 


Günübirlik tekne turlarina katilanlara verilen yemekleri yazinin basinda da belirtmistim. Adrasan Koyu üzerinde yer alan konaklama tesisleri ve restoranlar yöreye has deniz ürünlerini, izgara çesitlerini ve soguk sicak mezelerini deniz manzarasi esligi ile konuklarini agirliyorlar. Adrasan Deresi üzerinde yer alan tesislerden biri olan Lykia Edrassa ise konuklarina hem restoranda, hem de dere üzerine kurdugu teraslarda zengin mönüsüyle ender bulunan taze baliklari sunuyor.
 
Adrasan çevresi ve adalar baliklarin yuvalanacagi kayalik bölümler ve zengin meralar ile kapli olunca Akdeniz'in derin su baliklari grida, lahos, sinarit, akya, trança, minarin gibi çesitlere bu bölgede sikça rastlaniyor. Balikçilarin aglarina takilan baliklar restoranlara getirilip soka, buza girmeden tüketiliyor. Adrasan koyu ve Adrasan deresi boyunca yemek yenecek bir çok restoran arasinda Lykia Edassa oteli restorani deniz ürünlerinin degisik pisirim sekilleri ile hakli söhrete sahip. Restoranda yemekler kadar, kahvaltilar da keyifli ortamlarda, hafif müzik esliginde, ördekler arasinda, istahla yeniyor. Tas firin pidesi ve köy tereyagi, tulum peyniri, aromasi yüksek portakal bali, köy yumurtali, tarla domatesli kahvaltilar konuklarin begenisini kazaniyor.

Yörenin kaynak suyu ise, tadi, içim rahatligi, yumusakligi, hafifligi ile kendinden söz ettiriyor. Içme suyu meraki olanlar Bey Daglarindaki Arykana antik kent kaynakli "Çaglar" marka pet siselerdeki suyunu, Adrasan, Kumluca, Finike'deki marketlerde bulabilirlerdi, fakat artik böyle bir marka yok.

ÇAGLAR HAYAT oldu
Finike yöresinin Çaglar suyu kendi markasi ile yasamaya uzun süre direndiyse de daha fazla bu ismi sürdüremedi. Sonunda uzun süren ugraslardan sonra suyu Sabanci satin alip Hayat su adiyla siseledi. Artik Çaglar su istediginiz zaman size ayni suyu Hayat pet siseleri içinde veriyorlar. Etiket resmi sayfadan çikarilabilir belki ama varsin dursun, hatta nostaljik bir ani olarak kalsin.

Yolu Kumluca tarafi ve Karaöz den geçenler, seralarda yetistirilen ve (bir zamanlar Italya'dan ithal edilen) közlemelik, kirmizi renkli, lezzetli, etli salvar biberleri yerinden alabilirler.

Gidis ve dönüste yolu Afyon'dan geçenler Afyon Kavsagi "Cumhuriyet Tesisleri"nde, sucuklu yumurta, sucuk döner, sucuk dürüm, ekmek arasi sucuk ve yöreye özgü Afyon kaymakli visneli ekmek kadayifi yiyebilir ya da Afyon lokumu gibi hediyelik agiz tatlarini paket yaptirabilirler.

Antalya-Lara yolundan geçenler, ikinci kavsakta Narenciye ve Seracilik Arastirma Enstitüsü'ne Pazar günü dahil, ne zaman ugrarlarsa ugrasinlar, karpuz, patlican, bergamut, altintop, turunç gibi özel yetistirilip katkisiz olarak hazirlanan leziz reçel çesitlerinden alabilirler

     

kaynak:sihirlitur.com

 
 


Görüntülenme: 5623 kez