Ana Sayfa Haberler Yazılar Videolar Ödevler Oyunlar Dosya Resim Yarışma Forum
 
 » Menü
TARIH
    Inkilap Tarihi
    Atatürkçülük
    Tarih Öncesi ve Ilkçag Tar.
    Islam Tarihi
    Genel Tarih Konulari
    Osmanli Tarihi
    Tarihte Kullanilan Takvimler
    Tarih Sözlügü

COGRAFYA
    Cografya Konulari
    Fiziki Cografya
    Beseri ve Ekonomik Cogr.
    Türkiye Cografyasi
    Ülkeler Cografyasi
    Matematik Cografya
    Siyasi Cografya
    Jeoloji
    Ünlü Cografyacilar
    Harita Bilgisi
    Cografi Uygulamalar
    Ülkeleri Canli Seyredin
    Cografya Siteleri
    Illerimizin Fotograflari
    Illerimizin Videolari
    Dünya Haritasi
    Turizm Rehberi

FELSEFE GRUBU
    Felsefe
    Sosyoloji
    Egitim Siteleri
    Felsefe, Psikoloji, Sosyoloji, Mantik Terimler Sözlügü


» Gezelim-Görelim

» Eğlence Bölümü

» Ödev Arşivi
Tüm derslere ait
geniş ödev arşivi

» Istatistikler
Üyeler
Son Üye : atay0707
Bugün : 0
Dün : 0
Toplam Üye : 7669
Online Üyeler
 Online üye yok..
Sitede Aktif
Üye : 0
Ziyaretçi : 0
Toplam :
Site Sayaci
Iletisim
E-Mail : info@sosyalokulu.com
Online   Kişi

» İçerik İstatistikleri
 Toplam Dosya Sayısı : 235
 Toplam Makale Sayısı : 285
 Toplam Ödev Sayısı : 64
 Toplam Video Sayısı : 238
 Toplam Oyun Sayısı : 448
 Toplam Resim Sayısı : 56
 Toplam Haber Sayısı : 562

Akçakoca-Düzce
» Akçakoca-Düzce

Akçakoca,
Orta Anadolu'nun denize en yakin açilan kapisi...
Düzce'nin deniz kiyisi, Ankaralilarin yillar önce ki ilk tatil kesif yeri, Karadeniz'in dogal yapisi ile ilgi çeken sirin ilçesi
Denizi, kumu, gün batimi, sivil mimari örnegi yapilari, dag çilegi, findiklari ile hafizalarda iz birakan Akçakoca, kilometrelerce uzanan plajlari, yemyesil bitki dokusu, tarihi kalesi, magaralari, selaleleri, yaylalari, güler yüzlü insanlari, yöresel agiz tatlari ile hayranlik uyandiriyor.

1950-55 yillarinda tatil merkezi olma özelligini öne çikarmaya baslayan ilçeye güzel bir yol ile giriyorsunuz.
Ilçe merkezinde sizi, esine benzerine rastlanmayacak mimaride modern bir cami karsiliyor. Görkemli yapi çevresi alisveris merkezi olarak ilçenin odak noktasi olurken çevre düzenlemesi, yesil saha ve park alanlari dikkat çekiyor. Son yillarda yapilmis olan saat kulesi ve onu ayni meydanda oturup rahatça seyretme dinlenme imkâni sunan araba tekerlekli estetik banklar göz oksuyor. Meydandan sahil boyunca ilerliyor, kâh kagni arabasi tekerlekli banklarda oturup balikçi barinagini seyrediyor, kâh dalgakiran üzerinde gezinti, yürüyüslerine çikarak Merkez Camii siluetli Akçakoca'yi bir de denizden seyredebiliyorsunuz. Sahil boyunca dikkat çeken bir baska özellik ise köylerde misir koçanlarini saklamak, depolamak için yapilmis ahsap kulübelerin çesitli örnekleri kafe olarak kullaniliyor olmasi. Etrafina açilan renk ahenk güneslikler altinda Karadeniz'in sahil kesimini zevkle seyredip, serinleticilerini veya çaylarini yudumlayanlar farkli bir yörede olduklarini hissediyorlar. Akçakoca'nin sahil boyunca uzanip, kaliteli hizmet veren restoran ve mola yerlerinin bulundugu, asirlik çinarlarin siralandigi gölgeli cadde yazin turist yogunlugunun artmasi nedeniyle araç trafigine kapatilip gezinti ve yürüyüs alani olarak degerlendiriliyor. Ilçede Osmangazi, Konuralp Bey, Akçakoca Bey, heykelleri disinda çesitli simgesel anitlar, çiçek havuzlari ve kent mobilyalari görülüyor. Testilerden yapilmis bir kompleks, çiçekler arasinda çesitli aslan, tavsan gibi hayvan figürleri, findik heykelleri, köylerde, kirsal alanlarda kullanilan çesitli tarim araçlari, arabalar, balkon tirabzanlari, süslü köprücükler dikkat çekiyor. Bir zamanlar kumsal olup yapilan düzenleme ile kiyisina set çekilen, iskele yapilan balikçi barinagi ise Karadeniz balikçilarinin canli renklere olan düskünlügünü yansitircasina liman içini renklendiriyor. Gün boyu barinaga giris çikis yapan tekneler, aglarini, onaran balikçilar, Akçakoca'nin fotograflari çekmeye, tablosunu yapmaya özendiriyor. Sabahin erken saatlerinde güne baslayan Akçakoca'da sahi 
l bankalarindan birine oturup limani seyre koyuldugunuz zaman balikçilar, tekne reisleri hatta tüm liman içinde çalisanlarin büyük bir dayanisma içinde yardimsever oldugunu görüyorsunuz. Eger o gün denize bir tekne inecekse veya karaya çikarilacaksa her kez elinde ki isi birakip yardima kosuyor. Adeta tek vücut olan barinak halki yaptigi küçük bir toplantiyla is bölümü yapip basliyorlar tekneyi kaydiracaklari agaç gövdelerini getirmeye, tekne altina dizilen yuvarlak gövdeli keresteler bir güzel yaglaniyor, tekne her iki yanindan kalin halatlar sikica baglaniyor, o halatlar çarkli makineye kilitleniyor.

Tekneyi dik tutan, besleme görevli mertekler çekiliyor ve basliyorlar tek komutla yüklenmeye. Tekne büyük, daha çok güç, el istiyor, dügümler zorlaniyor, burundan kalaslarla kaldiraç yapiliyor. Karadeniz insaninin azmi, imani karsisinda daha fazla diretemeyen tekne, itis kakis ve güç gösterisi arasinda sulara kavusuyor. Tabii bu kavusma sirasinda komutlar, sesler, espriler birbirine karisiyor. "bos koy, haydaaa, birak gelsin, hoooppp, ip çöziliy, ip çöziliyyy!… Sahile açilan tüm sokaklar, açik hava kahveleri, butikler, hediyelik esya dükkânlari ile huzurlu bir çarsi görünümü sergilerken biz Akçakoca merkezinden ayriliyor ve Batiya dogru 3 km yol alarak tarihi kaleye uzaniyoruz.

Tarihi Ceneviz Kalesi
Kalenin Batisi ve Dogusunda bulunan plajlar ve kale etrafinda bulunan çay bahçesi sayesinde kale hiç yalnizlik çekmiyor. Konumu itibariyle yil boyunca ziyaretçi akinina ugrayan kale moloz taslarla bir burun üzerine insa edilmis. Kesin kanit olmamakla beraber Cenevizliler tarafindan yapildigi söylenen kale günümüzde mesire yeri olarak kullaniliyor. Gerçekte Selçuklulardan kalma olan, Osmanlilar tarafindan onarilmis, Cenevizlilere karsi kullanilmis diyenlerde bulunuyor. Giris kapisi yaninda bir kulesi olup, deniz tarafi duvarlari yikilmis olan kale içinde bir su sarnici yer aliyor. Çevresinde bulunan agaçlarin her yil biraz daha uzamasi sonucu pek fazla görünen kismi kalmayan kalenin içi ise, denizi, plajlari tepeden görebilen bir tür seyir terasi konumuna sahip. Çesitli kademelere yerlestirilmis olan masalara küçük patikalarla ulasiliyor. Yaz aylarinin sicaginda serin hava ile denizden gelen esintiyle, karayel rüzgârlariyla serinleyip piknik yapabiliyorsunuz. Kale girisinde alkollü içki satisinin yasak oldugunu belirten uyari levhasi da bulunuyor! Kalenin eteginde yer alan genis otopark alanina araçlarini park eden ziyaretçi ve piknikçiler gün boyu huzur içinde kale atmosferini yasayabiliyorlar.
Kalenin sagi ve solunda iki küçük koy ve kumsalli plajlar yer aliyor. "Yaliyarlar" olarak isimlendirilen plaj, baklava misali kat kat dizilmis kaya olusumu ile dikkat çekiyor. Kiyi boyunca yer alan magaralar barindirmasi nedeniyle fok kayalari olarak da adlandiriliyor. Diger plaj ise daha uzun kumsali, sahile gelenlerin ihtiyaçlarini karsilayacak üniteleri ile ragbet görüyor. 30 km lik kiyi bandina sahip Akçakoca da Marti, Tersane, Bulakli, Köy Hizmetleri, Degirmenagzi, Çinaralti ve Çuhalli Çarsi plajlari ilçe merkezi içinde oluslari nedeniyle daha fazla konuk agirlarken, sakin yer arayanlarin tercihi ise Çayagzi, Kumpinar, Akaya Köyü, Edilli Agzi Plaji, Melenagzi Köyü Plaji, Karaburun Köyü ve Plajlari oluyor.


Sivil Mimari
Akçakoca merkezinden ve hastane arkasinda bulunan rampadan yukari çikarak bu defa Yukari Yeni Mahalleyi geziyoruz.
Çogunlugu iki katli olan evlerde belirgin özellik sivasiz cepheler oluyor. Ahsap karkaslar arasina kirmizi tugla kullanimiyla duvarlari örülen evler, sokak çikmalari, ahsap cumbalari, bahçe içi konumlari ve yerlesimleri ile begeni toplarken aklinizi çeliyor. Öncelikle kafanizda daha tabloyu görür görmez bir beyin firtinasi basliyor. Buranin Safranbolu'dan, Beypazari'ndan, Mudurnu'dan, Tarakli'dan eksigi yok fazlasi var demeye basliyorsunuz, sonra her gördügünüz ev baska projeler üretmenize neden olacak güzellikler sergiliyor. Bir defa kale içi evleri gibi içi içe yapilmamislar, sonra hepsi bahçeli ve içinde yasayanlarin bakimi ve zevk sahibi oluslari nedeniyle çiçekleri cosmus. Belli ki evleri saran asmalar, bahçelerden fiskiran orkideler, zambaklar, güller ve ismini bilmedigim tüm çiçekler burada bulunmaktan memnun ve mutlu. Ahsap kapilari, el dokuma perdeleri, köyün temiz havasi, kokusu, sessizligi ve huzurlu olusu, sakinlerin misafirperver ve yakin davranislari. Ah surada birkaç ev butik otel olsa, su bahçede oturup agaç altinda bir köy kahvaltisi yapsam, kitabimi okusam, ne deniz ararim, ne kent hayati dedirtiyor. Her turist gibi makinenizi boynunuza takip basliyorsunuz ara sokaklara dolasmaya. Içinizde yillardir burada yasamis gibi bir kaniksama basliyor. Bazen bir kapi tokmagi, bazen çati katina saklanmis minicik bir oda, bazen güler yüzlü bir çocuk film sarfiyatinizi artiriyor. Dallarinda kirmizi küpe gibi sallanan meyveleriyle kiraz agaçlarini, yerlere dökülen balli dutlari ve birçogu meçhul akibetini bekleyen terk edilmis evleri gördükçe birbiri ardina ahh çekiyorsunuz. Denizden, uzak tatil yapilabilecegine kendinizi inandiriyorsunuz. Yapilacak tek sey bir yerden baslamak, önce bir tane örnek yapilsa sonra arkasi mutlaka gelecek bu mutluluk yayilacaktir düsüncesiyle, aklinizi, gönlünüzü Yukari Yeni Mahallede biraka biraka ayriliyorsunuz. Buraya mutlaka tekrar gelecegim, sevdigim birini getirip ona da gösterecegim demek geliyor içinizden. Akçakoca bittimi derseniz tabi ki hayir. Simdi Biraz daha çapi genisletiyor bir baska mesire alani olup içinden bir dere geçen anitlasmis çinar agaçlarinin etrafi semsiye gibi kapattigi, neredeyse günesli bir alanin kalmadigi Evliya Cami Mesire Yeri'ne. Mesire alani içinde dere kenarina konmus bir degirmen paleti suyun hiziyla dönüyor. Dere üstünde bir köprü, piknik masalari ahsap teraslari olan bir kir lokantasi, oyun bahçesi, salincaklar falan filan. Mesire alaninin uzak kösesinde eski çaglarda darphane olarak kullanilmis bir yapinin kemerli odalari kalintilari yer alirken, bir baska uç kösede son yillarda yapilmis beton bir cami yer aliyor. Caminin tam arkasinda ise "Eskici Secaaddin Türbesi" bulunuyor. Türbenin her iki basinda bulunan isli mezar taslari arasinda uzun iki uzun agaç gövdeleri boyunca gökyüzüne yükseliyor. Mesire yerinin dini bölümü nedeniyle ziyaretcileri de ortama uyum gösteriyorlar.
Yesille mavinin içi içe geçtigi Akçakoca sahilleri genellikle asiri sicaktan bunalanlari agirlarken, ilçede çesitli aktivitelere katilma, gezilip görülmeye deger, birçok güzellik bulunuyor. Isteyenler orman içinde doga yürüyüsleri yapabiliyor veya magaralari görebiliyor.

Karaburun Köyü
Gözün alabildigince uzanan genis, bakir kumsalli plajlar, gerisinde kamp alanlari, ekonomik fiyatli kir lokantalari, gölgeli piknik alanlari ilk dikkat çeken özellik olarak görünüyor. Bir zamanlar basta Alman turistler olmak üzere karavan ve çadir turizmin en gözde tatil yerlerinden biri olan Karaburun, günümüzde daha ziyade yerli turistlere hizmet veriyor. Köy meydanina gelince ortama çok çabuk alisiyor, her yeri bir çirpida görebiliyorsunuz. Uzun boylu agaçlar altinda ki minik parkta dinlenme molasi verirken, her iki yana uzanan kumsal denize girenleri agirliyor. Açiklarda insana dost yunus baliklari sirt yüzgeçlerini göstererek çesitli oyunlar yaparken ilgi odagi olup, sahillerin güvenli oldugu konusunda mesaj veriyorlar. Kiyidan itibaren 100 metre boyunca sig olan deniz, dalga olsa bile yüzenleri olumsuz etkilemiyor. Genis alanda kamp yerleri, diskotek, bar, çay bahçesi, iki içkili, bir içkisiz lokanta, gelismis olan ev pansiyonlari ihtiyaçlari  karsilamaya yetiyor. Mayis ayinda baslayan mevsim Kasim ayina dek tatil izni veriyor. Karaburun sahilinde denize paralel devam ettigimiz yolun sonunda Melenagzi Köyü ile karsilasiyoruz. B.Melen Çayinin denize kavustugu bu bölgede, balikçi tekneleri canli renkleriyle, toprak renkli çaya renk katip süslüyorlar. Dokuz Degirmen köyünden baslayan rafting katilimcilarinin bitis noktasi olan Melenagzi mevkiinde bulunan köprü, çayin her iki yanini ve çevreyi seyir için imkan verirken, piknik yapmaya elverisli alanlar, pansiyon ve bahçeler göz oksuyor. Yöre halki findikçilikla ugrasiyor ve balikçilikla geçinenler uygun yerlere biraktiklari aglara az da olsa kefal baliklari doluyor. Sihirlitur.com okurlari için çevreyi gezmeye devam ediyoruz.

Yaylalar, Selaleler, Magaralar, Köyler ve Sürprizler
Cografi konumuna bakarsak Akçakoca kiyi bandinin 15 km gerisinde Güney'de ki daglik sahaya dogru yükselen bir platoya yerlesmis oldugunu görüyoruz. Kaplandede, Orhan daglarina dogru yükselen arazi yapisi Dogu'da Kiziltepe vadisinde 1486 metreye kadar ulasiyor. Doganin bonkör davrandigi yesil orman denizi içinde yükselen tepelere dogru, Akçakoca bünyesinde sakli güzellikleri kesfe çikiyoruz. Yolumuz üzerinde bulunan Pasalar Köyü, Edilli köyü ve diger köylerdeki yasanasi güzellikteki evlerden ev begenecegiz, foto safari yapacagiz.

Aktas Selalesi
Melenagzi dönüsü Melen Çayi paralelinde ilerleyip önce Ugurlu Köyüne, tipik evler, misir saklanan bagenler arasindan bir Abaza köyü olan Esma Hanim Köyüne ulasiyoruz. Köy meydaninda Melen Çayinin bir kolu ile beslenen asirlik, gösterisli, sik bir çinar agaci yer aliyor. Diger evlerden farkli olarak ön taraflarinda genis bahçe birakilmis olan estetik Abaza köy evleri dikkat çekiyor. Oldukça yüksek bir tepede yer alan Hemsin'den Melenin denize dökülüsünü seyredip yola devam ettigimizde Aktas Köyüne variliyor. Araçtan inip bu defa Aktas Selalesinin dökülüsünü izlemek üzere orman içine inen patikadan yürüyüs basliyor. Yol boyunca kaldirik ve kabalak bitkisiyle kapli nem orani yüksek orman yolunda üç küçük köprü geçilerek dere paralelinde ilerlerken kireç tasi gözenekli yapisiyla minik bir magara, yosun tutmus kayalar, yüksek dallarindan sarkan sarmasiklariyla anit agaçlar, su sesine karisan görünmeyen orman kuslarinin korosu, balta girmemis Amazon Ormanlarinda oldugunuz hissi uyandiriyor. Selalenin dökülüs yerine ulastiginiz anda 40-50 metrelik kambur bir kaya üzerinden gelen selale suyu, dere olup yoluna devam edisini görüyorsunuz. Düz ve yüksek duvar görünümlü, dogal kayalardan olusan çevreniz bitkilerle kapli gökyüzünü görmenize çok küçük bir pencere birakiyor. Selalenin isik aldigi saatlerin 11.00, 15.00 arasi oldugunu anliyor, kestane, mese, kayin, ardiç agaçlari, egrelti otu, karayemis, orman gülleri esliginde dönüse geçiyorsunuz. Enerjinizi ekonomik kullandiysaniz indiginiz zorlu yokustan tirmaniyor, solugu giriste bulunan çay ocakli barakada aliyorsunuz. Çay bahçesi olarak hizmet veren kulübede tost benzeri yiyecekler, köy kahvalti çesitleri, Robinson hayati yasamak isteyenler için kamp sahasi da bulunuyor. Medeniyetten uzak kalacak olanlar için, pat pat araciyla kamp sahasina çikmak isteyenler Rasim Aydin'i 0535 789 03 54 no lu telefondan ariyorlar. 450 rakimli Derebasi çadir yerinden önce yesil bir orman denizi, Akçakoca sahilleri, Alapli, Zonguldak Ereglisi, Karadeniz görülüyor. Rasim, bölgeye gelenlere rehberlik yapiyor, selalenin üzerinde ki kademelerde yer alan göllere götürüyor, sarkit dikitlerle süslü magarayi gösteriyor, trekking yapmaya doyuruyor. Aktas'dan ayrilip bir baska selale olan Sariyayla'ya giderken yol kenarinda bir su dikkat çekiyor.

Kiz Kayasi Suyu
Yükselen bir duvar görünümlü dik kayayi yosun sarmis. Yosunlar çimen yesili renk tonlarinda kendilerini oksayacak sevecek elleri bekler gibi duruyor, farkli bitki dokusu arasindan dökülen damlalarla için için agliyormus izlenimi yaratiyor. Kiz Kayasi Suyu olarak anilmasinin nedeni ise yörede yasayan ve evlenme çagina gelmis kizlarin hayirli bir koca bulmak için dilekte bulundugu yer olarak inanilip, suyundan içilmesi, ziyaret edilmesi. Yolun devaminda Cingirt Mahallesi köy firinli üç katli dogal evleri ile sirin görünüyor.
Siirsel güzellikteki yayla köyleri bir biri ardina geçilirken yolumuz üzerinde Hemsin Köyü'nde vadide sakli bir ahsap cami ile karsilasiyoruz. Merkez Eski Cami sik görünen bir tür malzemeden degil, hiç çivi kullanilmadan, birbirine geçme teknigi ile yapilmis, tamaminda kestane agaci kullanilmis. 130 yildan fazla mazisi olan caminin minaresi, hutbesi, duvarlari her yeri ahsap. Tavanlar el emegi oyma nakis gibi islenmis. Tabani tas, mihrap bile tasa oyularak yapilmis. Restorasyon çalismalari ödenek yoklugu nedeniyle agir aksak yürüyor, simdilik çürümüs olan minare, basamaklar, çati onarilmis.

Aktas ve Sariyayla Selalesi Yolunda Pat Pat Safari
Akçakoca merkezden çevre yoluna çikiyor Cumayeri mesire ayriminda saga yönelerek 4 km sonra Arabaci Köyüne geliyoruz. Yol burada da ikiye ayriliyor sag yol Aktas selalesine soldaki yol Sariyayla selalesine çikiyor. Yerli bir Türk köyü olan Koçullu Köyü içinden geçerek tirmanmaya basliyoruz. Akçakoca içme suyu aritma tesisleri yanindan yol devam ediyor. 12. km bulunan Sariyayla Selalesi yolu asfalt olarak devam ediyor 1000 rakim yükseklige ulasiyor. Bir yayla köyü olan Sariyayla sakinleri yöreye bahar aylarinda çikiyor kisin iniyorlar. Burada dizili ahsap evler geçildikten 500 metre sonra Selaleye yürüyüs yapmak isteyenler için Çamli geçit inis patikasi bulunuyor. Bu yolu trekking parkuru olarak degerlendirmek isteyen dogaseverler selale yazan küçük tabelayi kaçirmamalilar. Yola araçla devam edenler, köprüden sonra sola selaleye, sagdan devam edenler orman içi minik çaglayanlara ve mesire yerlerine gidebiliyorlar. Dere yataginda dogal alabaliklardan yakalama küçük magaralari görme, çaglayan altinda dus yapma imkâni bulunuyor. Semsiye kadar genis yaprakli kabalak bitkileri, sari, mor kir çiçekleri süslüyor. Yerlerde kirmizi boncuklar gibi görünüp, kendi basina yetisen hormonsuz, dag çilekleri yürüyüsünüzü renklendirip agzinizi tatlandiriyor. Yüksek tepelerde Haziran ayinda yavrulamaya gelen dogan, sahin gibi kuslarin uçuslari görülüyor.

Selaleye Pat Pat safari
Sariyayla Köyü Yatakyeri Mahallesinden Selale yatagina, köylüler son yillarin müthis icadi pat pat ile indiriyorlar. Findik bahçeleri arasinda süren yolculuk ilginç oldugu kadar zevkli bir yolculuk yapmanizi sagliyor. Bir defa bu pat pat denilen icat biri geri, üçü takviye sekiz vitesli son derece kullanisli bir araç. Neler yapiyor demektense neler yapmiyor sorusuna cevap vermek daha kolay. En zorlu kosullarda, en dik yokuslari inip çikiyor, römork takiliyor, direksiyonlu ve gidonlu modelleri var, farlariyla önünü aydinlatip gecede çalisabiliyor,
10-15 kisi tasiyor, düz yolda 80 km hiz yapabiliyor, isteyenler kasanin üstüne branda takip kisinda kullaniyor. Ürünleri tasiyor, odun kesiyor, tarla sürüyor, çapa yapiyor. Bitmedi ilaçlama, sulama da yapiyor. 12 beygir gücündeki kar tipi lastik kullanan pat patlarlarin arka tekerine zincir (kilit) takinca, 4x4 muamelesi görüyor. Tek kusuru plakasi olmadigi için sehir içine giremiyor. Bu yasaklari gösteren "pat pat mecburi istikamet", "pat pat girmez" gibi uyari tabelalarina kent içinde rastlaniyor. Kasali pat patlar 7 milyara kapisiliyor. Köylüler pat patlar için "Bizi hamalliktan kurtardi, ayagimiz yerden kesti" diyorlar, haksiz da degiller. Pat patlari anlattiktan sonra, pat patli rehber Serif Çetin'in 0537 329 14 58 no lu numarasina bir telefon ediyorsunuz, sizi, ailenizi veya arkadas grubunuzu alip selaleyi gezdiriyor. Sariyayla köy muhtari Hüseyin Baykan ile gitmek isterseniz bu defa 0536 550 97 13 veya 0(380) 623 32 30 no lu ev telefonuyla randevulasiyorsunuz. Geziniz boyunca güvenligi bozacak, huzuru kaçiracak, sikinti yaratacak hiçbir seyle karsilasmiyorsunuz. Çikista tadini neredeyse unuttugumuz halis ve soguk köy ayranlari bardaklariniza dolduruluyor. Yasanmasi gereken macerali yolculuktan mutlu ayriliyorsunuz.

Yayla Evleri
Gerek yayla evlerinde, köy evlerinde, gerekse bag evlerinde Karadeniz insaninin ince zevki görülüyor. Gösteristen uzak, amaca uygun, ihtiyaca göre sekillenen evler genellikle iki katli, fakat zeminin uygunluguna göre üç katli olanlara da rastlaniyor. Neredeyse tamaminda bagen denilip depo olarak kullanilan yerle temasi kesilmis kulübeler bulunuyor. Evlerin yapiminda kullanilan kereste seçimine önem verilmis, bilhassa dayanikli oluslari nedeniyle kestane agaci kullanilmis. 100 yasina merdiven dayamis evlerin yapimi sirasinda keresteler dogal bir firinlanma çesidi olan ve agacin aci suyunu birakmasi için kar altina yatirilmis. Bir iki yil boyunca kar altinda kalan kerestelere kar suyu ile dayaniklilik kazandiriliyor daha sonra günes altinda dönme, çatlama yapmiyor. Evin içine ahsap kokusu salarak evi yasanilir hale getirip, uzun ömürlü olmasini sagliyor.

Fakilli Magarasi
Akçakoca'nin Fakilli Köyünde bulunan Fakilli Magarasina gitmek için Çuhalli çarsisindan, itfaiye ve cezaevi güzergâhini takip ederek çevre yolu köprüsü altindan geçerek köy merkezine ulasiliyor. Cami yanindan ilerleyip kahveyi geçince araci birakip sag yokusu gösteren amatör tabela dogrultusunda iniyorsunuz. Magara girisinde sag üst bölümde magarayi aydinlatan salter bulunuyor. Bunu yakip 15 metrelik bir girisin ardindan islak hatta su akan engebeli zeminde yürüyor, egiliyor, bazen de ördek yürüyüsü yaparak galeriden galeriye geçiyorsunuz. 150 metresi gezilen magarada bulunan sarkit ve dikit olusumlariyla hayranlik topluyor. Beyaz oda denilen sütunlarin, bulundugu olusumlar ilgi çekiyor. 1500 metre gezi galerisi olup tamami gezilemeyen magaranin ilgililerin ilgisine ihtiyaci oldugu görülüyor! Magarada astim problemi olanlar için bir bank bulunuyor. Buradaki nemli havayi bir süre teneffüs edenler magara disina çiktiklarinda solunum rahatligi kazaniyorlar. Çekim yapacak olanlar flas ve sehpa getirmeliler. Alçak yerlerde basinizi vurmamaya islak taslarda kayip düsmemeye dikkat etmeliler.

Akçakoca'ya yakinligi, sifali suyu, yöresel köy ürünleri ile ünlü "Sifali Su Orman Içi Dinlenme Yeri" Akçakoca geziniz boyunca bir baska ugrak yeriniz olabilir. (Genis bilgi için Ne Yenir sayfasina bakiniz)
Düzce Akçakoca yolu üzerinde bulunan Konuralp, gidis veya dönüsünüzde görebileceginiz antik tiyatrosu, atli kapisi, müzesi, evleri ise bir baska alternatifiniz. (Konuralp için lütfen Düzce'yi tiklayiniz)

Tarihi
Bölgede yapilan kazilar sonucu bulunan antik eserler M.Ö. 1200 yillarinda Trakya yolu ile Anadolu'ya geçen Trak Kabilelerine ait oldugu tahmin ediliyor. Romalilar ve Bizanslilar döneminde Diapolis adini tasiyan Akçakoca XIII. Asirda IV. ncü Haçli seferleri sirasinda Cenevizlilerin eline geçmis. Osmanlilarin Anadolu'ya gelmeleri ile baslayan dönemde ve Türklerin akinlarina dayanamayan Ceneviz ve Bizanslilar yöreyi terk etmek zorunda kalmislar. Akçakoca'nin zapt edilmesi 1323 yilinda Orhangazi'nin komutanlarindan Akçakoca Bey tarafindan gerçeklestirilmis. 1692'ye kadar Bolu sancak beyligine bagli bir voyvodalik halinde idare edilen Akçakoca 23 Haziran 1934 tarihinde ilçe olmus.

Ankara ve Istanbul yönünden gelenler için Akçakoca genis ve rahat yollarla kolay ulasim saglaniyor. Güzergâh boyunca asiri hiza uygun olmayan inis ve çikislara rastlaniyor. Akçakoca Düzce'ye 37 km lik asfalt yol ile bagli. Yemyesil tepeler arasinda genis ve ferah bir güzergâh olan yolun turizm mevsiminde artan trafigine yüklü kamyon trafigi de ilave olunca, rampalari çikmakta zorlanan kamyonlar, kendilerini sollamak için bekleyen araçlarla arkalarinda birikimlere neden oluyorlar. Özellikle rampalarda yeni serit ilaveleri yapilmasi gerekiyor ve konuyla ilgili alt yapi çalismalari hizla devam ediyor. Akçakoca'nin, kent girisini animsatan yolu tatil merkezine yakisan güzellikte. Çevre yolu estetik ve kullanisli, yayla yollari bile araçla kullanilabilir düzgünlükte, çevre ilçelere, mesire yerlerine asfalt yollarla baglaniyor. Akçakoca sahil boyunca uzanan çinarlarin gölgesinde uzanan yürüyüs bandi, yaz aylarinda araç trafigine kapatilip, rahat ve güvenli bir gezi alani olarak kullanima sunuluyor. Araç kullananlar yayla yollarinda bulunan virajlari kapali dönmeye, pat pat araçlarina dikkat etmeliler

Ankara'nin, Istanbul'un ön bahçesi konumunda ki Akçakoca turizm alaninda ilk fark edilen tatil yörelerinden biri olarak çesitli konaklama alternatifleri sunuyor.

Yilmaz Otel
Tel: (0-380) 611 91 61

Vadi Otel
Tel: (0-380) 618 84 84

Araboglu Otel
Tel: (0-380) 611 90 80

Bayraktar Otel
Tel: (0-380) 611 67 77

Esentepe Otel

Tel: (0-380) 611 78 79

Akçasehir Otel

Tel: (0-380) 611 93 06

Koçan Otel

Tel: (0-380) 611 21 22

Huzur Tatil Köyü
Tel: (0-380) 622 42 62

  Tunç Pansiyon
Tel: (0-380) 618 71 60

Sezgin Otel

Tel: (0-380) 611 41 62

Bahar Pansiyon

Tel: (0-380) 611 45 35

Mutlu Pansiyon

Tel: (0-380) 611 66 55

Güçlü Pansiyon
Tel: (0-380) 611 58 43

Sahil Pansiyon

Tel: (0-380) 628 62 00

Akçakoca Turizm

Tel: (0-380) 611 31 48

Tezel Kamping
Tel: (0-380) 611 41 15


Karaburun
Karaburun Melenagzi sahili üzerinde çesitli tesis ve kamp alanlari bulunuyor. Genellikle orta yasli, sakinligi seven fazla sicaktan hoslanmayanlarin tercih ettigi kiyilar ekonomik fiyatlarla konaklama yapabiliyorlar. Kamp yapmak isteyenler çadir yeri olarak 5 milyon ödüyorlar, ev pansiyonlarda üç kisilik yer için 15-40 arasi fiyat ödeniyor. Tüm plajlar ücretsiz kullaniliyor.

Kizilirmak Pansiyon
Tel: (0-380) 628 65 46

Kar Dinlenme Tesisleri ve Kamp Alani
Tel: (0-380) 628 62 23
Faks:(0-380)628 62 43

Hotel Melenagzi
Disko, Bar, Havuz, Restoran
Dört yildizli otel Melenagzi Köyü sahilinde hizmet veriyor.
Tel: (0-380) 628 65 39-40-41-42
Faks:(0-380) 628 62 75

Akçakoca Meydani saat kulesi çevresinde kullanilan dinlenme amaçli, araba tekerlekli banklar sirin görünümleri ile göz oksuyor. .


Hamsi Balik Lokantasi
Akçakoca restoran ve lokantalari genellikle balikçi barinagi çevresinde yer alip, deniz manzarali mekânlarinda hizmet veriyorlar.
Bunlardan birisi de barinagin arkasinda yer alan Ali Çubukçunun Hamsi Balik Lokantasi. Yeni açilan içkisiz mekâna gelenler, kayalik sahil üstünde yemeklerini yerken bir yandan da etrafa dagilan gerçek deniz ve yogun yosun kokusunu teneffüs ediyorlar. Kuvvetli dalgalar sonrasi deniz dibinden kopan yosunlar kiyida birikiyor, yogun yosun kokusu iki üç gün boyunca kendini hissettiriyor. Ilginç olan ise siparis edilen baliklarda ve restoranda balik kokusuna rastlanmiyor! Isletmeci Ali Çubukçu, Türkiye'de sadece kendilerinin kullandigi ve bes litresi 50 YTL den satilan has findik yaginda balik kizarttiklarini, her siparis sonrasi yagin dökülerek yenilendigini belirtiyor. Altin sarisi rengine bürünüp yag çekmeyen baliklarin hafif oldugu, tabakta yag izi birakmadigi, tava sekline göre dizilip, börek gibi sunuldugu görülüyor. Yöre baliklarindan olan mezgit, çinakop, barbunya, istavrit gibi çesitler oldukça ekonomik olarak fiyatlaniyor. Balik ve çesitli otlarla yapilmis salatalar sonrasi Hamsi Balik Lokantasinin ünlü helvasi tadiliyor. Küp biçiminde kesilmis agir olmayan, yedikçe daha çok yeme arzusu uyandiran, findikli helva'dan arzu edenler, plastik ambalajlarda satilan paketlerden de satin alabiliyorlar.
   

Hamsi Balik Lokantasi
Balikçi Barinagi Yani (Ali Çubukçu)
Tel no: 0(380) 611 88 66 - 0(380) 611 82 91
gsm: 0532 774 76 86

 

--------------------------------------------------------------------------------
Kamelya Restoran
Akçakoca'nin en güzel manzarasina sahip restoranlardan biri olan Kamelya, manzarasi bir yana temiz, hizli servisi, konuklarla ilgili personeli, gün batiminin doyumsuz güzelliginin seyredildigi genis pencereleri bir de ses efektleri ile unutulmaz türden yemek yeme imkâni sunuyor. Simdi diyebilirsiniz ki yemek, servis tamam da ses neyin nesi? Restoran konum olarak denizin kiyisinda ve 10- 15 metre yüksekte, sahilde kayalar dar bir kumsal, bir de beyaz çakilli kiyi bandi var. Siz yemek yerken dalgalar bir kiyiya vurup bir geri çekiliyor, beraberlerinde çakillari da, bir getirip bir götürüyor. Kisa süre sonra (Yani içine su katinca beyazlasan içeceklerden bir iki duble içince) belki alisip duymuyorsunuz ama, dalgaciklarin çakil taslariyla flörtünden dogan gizemli sesler, bir tür terapi gibi geliyor. Baska ses, müzik bile duymak istemiyorsunuz. Hos bir tas sikirtisi, dalga seslerine karisip, masa arkadaslarinizla beraber ani olarak hafizanizda iz birakiyor. Bulgaristan, Romanya, Ukrayna, Rusya çok gerilerde görünmez fon olurken, ufuk hattinda günes kizardikça kizariyor, yeri gögü boyuyor, eriyerek denize batiyor. Ortaya çikan esrarengiz bir renk gökyüzünü kapliyor, herkes bu söleni seyrediyor, dalgakiran üzerinde en uç noktadan günesi ugurlayanlar, geri yürüyüse geçiyorlar.
Sofraniza klasik mezeler tepsi içinde geliyor, begendiklerinizi biraktiriyorsunuz. Beyaz peynir, domates, kavun, karpuz, saksuka, Rus salatasi, haydari, acili ezme, mücver vs. Ara sicak, soslu midye tava leziz, dinç yaprakli mevsim salatasi istah kabartici. Izgara et çesitleri veya levrek, çipura gibi çiftlik baliklari ya da yöresel baliklar. Nedir onlar? Lüfer, çinakop, barbunya, istavrit, hamsi izgara kivaminda pisirilmis sekliyle sofranizda. Unutmadan, bir de masaya gelen misir ekmegi var, kurabiye görünümlü, katiksiz yenecek ve yazilacak kadar lezzetli. Yemek bitiminde bu defa Melengüce tatlisi karsinizda. Yöresel özellik tasiyan, Türklere ait, yufkadan yapilmis bu tatli çesidi içinde kaymak, ceviz içi, süt, bugday unu bulunuyor. Malzeme bir güzel yogrulup, yagin içinde kavruluyor, üzerine serbet dökülüyor. Etrafina mevsim meyveleri diziliyor, dahasi bir kadeh içinde dondurma ile takviyeli biçimde servis ediliyor. Naneli likör ve de kahve ile yemege, cüzdaniniz yorulmadan noktayi koyuyor ve Akçakoca sahilinde yenen bu aksam yemegi sonrasinda bir asagi, bir yukari uyku öncesi hazim yürüyüsüne çikabiliyorsunuz!

Kamelya Restoran (Cafe, Bar, Plaj, Çay Bahçesi)
Atatürk Caddesi No 21
Tel 0(380) 611 30 33
Gsm: 0 533 563 04 77

Akbey, Barinak, Canli Alabalik, Çapa, Yeni Liman yörede ki diger alternatiflerden bazilari.

Akçakoca sahilinde fark edilen bir baska tipik özellik ise köylerde sikça görülen, yöresel misir koçanlarini depolamada kullanilan ahsap barakalardan örnek alinarak yapilmis kafeler. Çevresi günes semsiyeleri ile renklendirilip hos bir mekân da çay içme imkâni sunan misir deposu görünümlü kafeler, Akçakoca'yi diger tatil merkezlerinden ayiran özellik tasiyor. Birçogunda Mancarli Pide yiyebiliyorsunuz. Kullanilan malzeme, bir tür ispanak gibi yaprakli olan sebze çesidi pul biber, sogan ile kavrularak hamur içine konuyor, katlanip kizartiliyor. (Gözleme gibi).
Çogunlukla restoranlar, siparis edilen yemekler hazirlanana kadar sofraya tereyagi, bal, misir ekmegi servisi yapiyorlar.

Düzce ve diger çevre ilçelerde oldugu gibi Akçakoca da dag çileginin lezzeti ve reçel yapimi halinde çevreye yayilan müthis çilek kokusu ile ünlü. Düzce'den Akçakoca'ya gelirken yanindan dolum tesisleri yanindan geçilen Kabalak Suyu hafifligi, içimi ile begenilen sulardan sayiliyor. Kirazlar hediye götürecek kadar albenili görünüyorlar.
Düzce ve çevresinde oldugu gibi Akçakoca da da Lazlar, Abazalar, Çerkezler, Hemsinler, Gürcüler gibi toplumlar bir arada yasiyor. Hepsinin kendilerine has yöresel özellik tasiyan Çerkez tavugu, Laz böregi, Mamusa, Lahana çorbasi, gibi yemek türleri bulunuyor. Ortak yemeklerinde ise hamsi ve lahana çorbasi basta geliyor.
Kara Lahana çorbasi
Karalâhanalar ince ince dogranip suya atilarak haslaniyor. Bu sirada misir unu dökülüp top top olmamasi için sürekli karistirilir. Bu karisim içine bir kasik tereyagi veya kuyruk yagi ilave edilir. 6-8 saat öncesinden suda bekletilmis barbunya fasulyesi ve sütlü misir tanesi bir miktar eklenerek kaynatilir, içine aci biber tursusu kiyilip istahla kasiklanir.

Sifali Su!
Su içip sifa bulunur mu? Akçakoca'da bulunuyor. Ilçeye Düzce'den gelirken 17. km de ki rampada günün her saatinde bir kalabalik göze çarpiyor. Yol kenarinda kurulmus bir tesisin önünde ki bir depodan tevzi edilen alti musluktan su akiyor, bu sulardan içebilmek için istisnasiz tüm araçlar mola veriyor, içebildikleri kadar içenler beraberlerinde getirdikleri veya oradan satin aldiklari su bidonlarini dolduruyorlar. Su söhretini sifali olarak yapmis, mola yeri sifali su olarak taniniyor, otobüs sürücüleri burada su molasi vermezler ise isyan çikiyor, bidonlar, pet siseler dolana dek bekleniyor. Bir bakiyorsunuz tirlar yanasiyor, bir bakiyorsunuz, yüklü kamyonlar, 4x4 araçlar, motosikletler, hafta sonu izdiham yasaniyor! 
Bir bardak su içip notumu vereyim diye cam bardak elimde geldim çesme basina bidonlar siril siril doluyor. Sabirsizlaniyorum ama çesme basinda su yüzünden kavga bile çiktigini duydugum için sirami bekliyorum, bidonun biri dolacak arada bardagimi uzatacagim çesmeye. Bardak doldu önce rengine, sonra berrakligina baktim kusursuzdu. Sicak elimle kavradigim bardagi sogutan suyun isisini önce elimle sonrada içerken hissetim. Sert degildi, yudumlama sirasinda yutkunma zorlugu yasatmiyordu. Yumusak suyun vardi bir hikmeti. Bunca bekleyen bosuna degildi. Hazmettiriyor, sisirmiyor, istah açiyor, aciktiriyor, devamli kullanildiginda böbrekte eger varsa tas, kum döküyor, su için söylenenler arasindaydi. Yillardir yaptigim gezilerde Türkiye'nin her yerinde bilindik bilinmedik pinarlarin binlercesinden su içmistim, farki fark edebiliyordum. Sifali suyun içimi de bu suyla demlenen çayi da iyiydi. Isletmeci Nevzat Cingirt, sifali suyun kireç oraninin sifir oldugunu bebekler, gelismekte olan küçük çocuklar için makbul sayilmasa da yetiskinlerin bu suya bayildiklarini söylüyor. Il saglik Müdürlügü tarafindan 15 günlük periyodik bakimlarla tahlil yapildigi, suyun sadece Düzce depreminde tedbir olarak 3 gün kapatildigini, herhangi bir karisim, sizinti olmadigi görülünce kullanima tekrar açildigini belirtiyor. Su hiç havayla temas etmeden, membasindan itibaren gün yüzü görmeden, kapali olarak geliyor, yaz, kis ayni isiyi koruyor, bu nedenle hava almadigi için bakteri bulunmuyor.
Çesme yaninda yöresel ürünler bulunan satis reyonu yer aliyor. Dag çilegi ve bögürtlen reçeli, dut pekmezi, köy yumurtasi, kestane bali, köy peynirleri, Abaza, keçi, isli, makarna üzerine garnitür olarak rendelenip dökülen kes peyniri, yerli kiraz, yerli armut, yerli erik, üzerinde lambri kapli bir lokanta, arkasinda degisken ve tertemiz bir hava akimina sahip piknik alani yer aliyor. Buzdolabindan görerek seçtiginiz etleri kiloyla aliyor, çimler üzerine kurulmus özel kamelyalarda mangalda pisirip bir güzel yiyorsunuz. Et yerine canli alabalik havuzundan seçim yapmak da olasi. Bahçenin içinde dekoratif görünümlü su degirmeni bulunuyor, çarki döndükçe su sesiyle dinleniyorsunuz. Yemek için vakti olmayanlar, ince belli bardaklarla sifali suyla yapilmis tavsankani çaylari yudumluyor. Hediyelik esya tezgâhindan sepetler, bahçe heykelleri, kiremit, toprak güveçler, besik, tahta kasik, oklava, sini, sofra, merdane gibi agaç ürünler aliyorlar. Tesisin firininda köy ekmegi de gözler önünde yapiliyor.
Sifali Su tesisleri yil boyunca açik, 24 saat araliksiz hizmet veriyor.

Ali Baba'nin Yeri
Karaburun'da hizmet veren mütevazi lokantalarindan biri de "Ali Baba"
Lokanta kendi usulünce tas balik yapiyor, tas balik dedikleri yöresel kaya baligi. Ali Baba baliklari temizleyip tuzlu suda bir saat kadar bekletiyor. Nedeni ise Karadeniz'in tuz orani düsük deniz suyu. Takviye edilmis tuzlu suda bekleyen baliklarin eti tuzu çekerse daha lezzet kazaniyor. Pisirim sirasinda zeytinyagli tavada bir yüzü kizaran misir ununa bulanmis baliklarin diger yüzünü çevirdikten hemen sonra tavaya domates ve yesilbiber koyuyor ve kizartma islemi bitince baliklar tavada bulunan ayni domates ve biberlerle beraber servis ediliyor. (Laf aramizda fena da olmuyor). Ayni usulle çinakop, istavrit, lüfer, kefal, kalkan da yapiyor.
Pide çesitleri, kuru fasulye pilav ile kamcilari memnun etmeye yetiyor. Doyurucu miktarda iki porsiyon tas balik, bir karisik salata, su, ekmek hepsi 15 milyon TL! Ali Baba'nin Yeri
Tel: 0 (380) 628 62 37

Taslan Restoran, Disko Çakil-2
Karaburun
Taslan Altay
Tel no: 0535 350 25 92
Tel no: 0380 628 63 64

 

kaynak:sihirlitur.com
 


Görüntülenme: 6884 kez